Moğol istilası öncesinde İslam’ın Kuzey Kafkasya’da yayılması Derbent üzerinden gerçekleşiyordu. Ancak 14. yüzyılın ilk yarısından itibaren, Kuzey Kafkasya’nın dağ eteklerindeki düzlüklerin büyük bölümünün Cuci Ulusu’na katılmasıyla bu işlev Altın Orda’ya geçti.
Bazı araştırmacılar, Adıgelerin İslamlaşma sürecinin daha 14. yüzyılda, Han Özbek’in (1312-1342) hükümdarlığı sırasında İslam’ın Altın Orda’nın devlet dini hâline gelmesiyle başladığını ileri sürüyor.
A. P. Novoseltsev, Orta Çağ’da Kafkasya’da Hristiyanlık, İslam ve Yahudiliğin yayılma tarihini kısaca ele aldığı makalesinde bu konuyla ilgili şunları yazıyor:
“Altın Orda hanlarının, ardından da onların mirasçıları olan Kırım Giraylarının çabalarıyla İslam, Orta Kafkasya’nın düzlük ve dağ eteklerindeki bölgelerinde konumunu güçlendirdi. Bununla birlikte Adıgeler, Çeçenler, İnguşlar, Balkarlar, Karaçaylılar ve Osetlerin bir bölümünün kitlesel olarak İslamlaşması ancak 18. yüzyılın sonlarından itibaren görülür. Bu dönemde İslam’ı kabul etmek, dağ halklarının otokrasiye karşı mücadelesinin bir biçimi hâline gelmişti. Bu koşullarda, 16. ve 17. yüzyıllarda dağ halklarının düşmanı olarak görülen Kırım ve Osmanlı İmparatorluğu’nun dini İslam, zamanla Çarlığın yayılmacı politikasına karşı mücadelenin ideolojik bayrağına dönüştü.”
Adıgeler arasında İslam’ın yayılması
Adıgeler arasında İslam’ın yayılması, Osmanlıların 15. yüzyılın son çeyreğinde Kefe’yi ve Kuzey Karadeniz kıyısındaki diğer Ceneviz kentlerini ele geçirmesinden sonra başladı. Bu gelişmeyle birlikte Hristiyan misyonerler bölgedeki dinî propaganda faaliyetlerini durdurdu; onların yerini Müslüman din tebliğcileri aldı. Kırım Hanlığı yöneticileri de bu süreçte etkin rol oynadı.
16. yüzyılın ikinci yarısında Kabardey aristokrasisi artık İslam dinini benimsemişti. Rus belgelerinde belirtildiğine göre, Kabardey prensleri 1588 yılında Moskova devletine bağlılık yemini ederken Müslüman hukukuna göre yemin etmişlerdi.
Taman Yarımadası’nda da 16. ile 18. yüzyıllar arasına tarihlenen, Nogay Ordası’na bağlı yerel halka ait geç dönem Müslüman mezarları tespit edildi.
Digorya, Balkarya ve Karaçay’da ise İslam, 17. yüzyılda Kabardeyler aracılığıyla yayılmaya başladı. Örneğin Balkarya’daki bilinen en eski Müslüman anıtı 1734 yılına tarihleniyor.
Bununla birlikte, 15. yüzyılın sonlarından itibaren Adıgeleri İslam’a yöneltmeye yönelik sistemli bir süreç yürütülürken Çerkes topraklarındaki manevi ve dinî yaşam, çoktanrılı inançlarla tek tanrılı dinlerin unsurlarının iç içe geçtiği bir dinî senkretizm özelliği taşıyordu.
İslam, Hristiyanlık ve eski inançların iç içe geçtiği dönem
Bir sonraki yüzyılda İtalyan yazar G. Lucca, Adıgelerin büyük bölümünün Müslüman olduğunu, geri kalanların ise Ortodoks Hristiyanlığı benimsediğini yazıyordu.
17. yüzyılın ikinci yarısında Jan Struys, Kabardeylerin kendilerini Müslüman olarak tanımladıklarını, ancak dinî inançlarının gerçekte senkretik bir nitelik taşıdığını belirtiyordu.
17. yüzyılda yaşamış Osmanlı yazarı Evliya Çelebi de Kafkasya seyahatinden kısa süre önce, Kırım Hanı Mehmed Giray’ın hükümdarlığı sırasında ve onun çabaları sayesinde Kabardeylerin “İslam’la şereflendiklerini” aktarıyordu. Çelebi, Kabardey’de kadıların ve imamların göreve başladığını da bildiriyordu.
Buna rağmen Evliya Çelebi, yeni dinin Kabardey’de ne ölçüde yerleştiğinden tam olarak emin değildi.
18. yüzyılın başlarında Çerkesya’daki dinî durum hakkında, Batı Kafkasya’yı ziyaret eden Fransız soylusu A. de la Motraye’nin aktardıkları fikir veriyor. De la Motraye, bölgedeki dinî çeşitliliği şu sözlerle anlatıyordu:
“Moskovitlere daha yakın yaşayanlar Yunan dinine [Ortodoks Hristiyanlığa] bağlıdır; Tatarlara ve Perslere komşu olanlar Muhammed’in dinindendir [Müslümandır]; ülkenin ortasında yaşayanlar ise putperesttir. Daha doğrusu, hepsi bu durumdadır; çünkü ilk gruptakiler, kendi putperest törenlerine yalnızca Moskofların veya Müslümanların inancından bazı unsurlar katmaktadır. Üstelik ödünç alınmış törenler çok azdır ve gerçek bir inancın varlığı neredeyse yok denecek kadar sınırlıdır.”
Bu anlatım, dönemin gözlemcilerinin Çerkes toplumundaki dinî uygulamaları nasıl algıladığını gösteriyor. Ancak söz konusu değerlendirmelerin dışarıdan gelen seyyahların gözlemlerine dayandığı ve dönemin dinî çeşitliliğini kendi bakış açılarıyla yorumladıkları da dikkate alınmalıdır.
Kabardeylerde İslam kültürünün izleri
İslam geleneklerinin giderek artan etkisi, 15. ve 16. yüzyıllara ait bazı eski Kabardey mezarlarında da izlenebiliyor.
17. yüzyılın sonlarında Kabardey’de taş türbelerin, “çitlerle çevrili mezar alanlarının” (çeşşane) ve dikili taş biçimindeki mezar anıtlarının (sınıj) bulunduğu Müslüman mezarlıkları oluşturulmaya başlandı.
Arapça mezar kitabelerini inceleyen L. İ. Lavrov’un verilerine göre, Kabardey topraklarında türbe inşası 17. ve 18. yüzyıllara tarihlenebilir. Bu dönemde kurgan biçimindeki eski gömü geleneği de giderek ortadan kalkmaya başladı.
Temelinde eski yerel inançların bulunduğu “Eski Kabardey kültürü”, zaman içinde belirgin İslami özellikler taşıyan modern Kabardey kültürüne doğru evrildi. 18. yüzyıl, Eski Kabardey kültürünün bu dönüşüm sürecinin son aşamasını oluşturdu.
—
Kaynak: “Rusya’da İslam Tarihi” adlı kitaptan nakleden https://islam-today.ru/istoria/kak-islam-prisel-na-severnyj-kavkaz-etapy-islamizacii-adygov-i-karacaevobalkarcev/ ,12/07/2026
