Kuban’da antik dönemden kalma çukurda bulunan 16 erkeğin DNA’sı incelendi

Rusya’nın Krasnodar bölgesindeki Çekups-2 antik yerleşiminde, bir depolama çukurunda bulunan 34 insan kafatasından alınan örneklerle yapılan genetik araştırma, kalıntıların en az 16’sının erkeklere ait olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, incelenen erkeklerin birbirleriyle yakın akraba olmadığını belirledi. Genetik bulgular, bu kişilerin antik dönemde Doğu Karadeniz’in yerli toplulukları arasında yaşamış olabileceğine işaret ediyor.

Rusya’daki Sirius Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Marina Gaşeva’nın da aralarında bulunduğu araştırma ekibi, Çekups-2 arkeolojik alanında bulunan insan kalıntıları üzerinde paleogenetik inceleme gerçekleştirdi. Moskova Üniversitesi Bülteni – Antropoloji dergisinde yayımlanan araştırmada, 16 kişiye ait antik DNA örnekleri analiz edildi.

Araştırmacılar, kafataslarının bulunduğu çukurdan alınan şakak kemiği parçalarını inceledi. İki örnek üzerinde yapılan radyokarbon tarihlemesi ise kalıntıların MS 1. ile 4. yüzyıllar arasında yaşamış insanlara ait olduğunu gösterdi. Daha önce seramik parçalarına dayanılarak toplu gömünün MS 2. ve 3. yüzyıllara ait olabileceği düşünülüyordu.

Bir çukurda 34 insan kafatası bulundu

Krasnodar bölgesinin Kırım ilçesinde, antik Bosporos Krallığı ile çevresindeki toplulukların yaşadığı alanların sınırında bulunan Çekups-2 yerleşimi, 2015 yılında keşfedildi. Yaklaşık 15 hektarlık alana yayılan yerleşimin MÖ 6. yüzyıl ile MS 3. yüzyıl arasında kullanıldığı belirlendi.

2018 ve 2019 yıllarında yürütülen kurtarma kazıları sırasında yerleşim alanındaki çukurlardan birinde, alt çeneleri ve kafatası dışındaki iskelet kemikleri bulunmayan 34 insan kafatası ortaya çıkarıldı.

Kalıntıların önemli bölümü, alanda çalışan kişilerin profesyonel olmayan müdahaleleri nedeniyle zarar görmüştü. Buna rağmen antropologlar, kafatasları üzerinde kapsamlı incelemeler gerçekleştirebildi.

Önceki araştırmalarda kafataslarının büyük çoğunluğunun yetişkin erkeklere ait olduğu, aralarında çocukların ve ergenlik çağındaki kişilerin kalıntılarının da bulunduğu belirlenmişti. Birçok kafatasında ölüm öncesine ait travma izleri tespit edilirken, bazı kişilerin kafa derilerinin yüzülmüş olabileceği değerlendirildi.

Araştırmacılar, kafataslarının başlangıçta bir süre sergilenmiş, daha sonra ise toplu hâlde çukura gömülmüş olabileceğini düşünüyor. Ancak bu yorum henüz kesinleşmiş değil.

DNA analizleri yakın akrabalık göstermedi

Yeni araştırmada incelenen 16 kişinin tamamının erkek olduğu belirlendi. Genetik veriler, bu kişilerin birbirleriyle yakın akraba olmadığını gösterdi.

Bilim insanları, bireylerin anne soyunu izlemeye yarayan mitokondriyal DNA ile baba soyunu izlemeye yarayan Y kromozomlarını ayrı ayrı değerlendirdi.

Mitokondriyal DNA incelemesinde, 16 kişinin farklı anne soylarına ait olduğu belirlendi. Tespit edilen genetik soy hatları, Batı Avrasya’nın eski ve günümüz topluluklarında, özellikle de Doğu Karadeniz ve Kafkasya’nın yerli nüfuslarında görülen gruplarla örtüşüyordu.

Bazı anne soyları ise Don Nehri çevresindeki ve Güney Sibirya’daki eski bozkır topluluklarıyla benzerlik gösterdi. Araştırmacılar, bu kapsamda Kolbino-I ve Devitsa-V gibi İskit dönemi buluntu alanları ile Eki-Ottuğ-1 ve Arjan-2 arkeolojik alanlarından elde edilen genetik verilerle bağlantılar kurdu.

Bu benzerlikler, söz konusu kişilerin doğrudan bu topluluklardan geldiğini kanıtlamıyor; ancak farklı bölgelerden gelen toplulukların genetik mirasının söz konusu nüfusun oluşumunda rol oynamış olabileceğini gösteriyor.

Baba soylarında Kafkasya bağlantısı

Anne soylarında belirgin bir çeşitlilik görülmesine karşılık, incelenen erkeklerin baba soyları yalnızca iki Y kromozomu haplogrubunda toplandı. Y kromozomu, erkeklerde babadan oğula aktarılan genetik soyun izlenmesini sağlıyor.

Araştırmacılar, incelenen 10 kişide baba soylarını belirleyebildi. Bunlardan yedisi J2a1, üçü ise G2a2b2a1a1a1b1 haplogrubuna aitti.

Her iki genetik soy hattı da günümüzde Kafkasya’da görülüyor. J2a1 haplogrubu özellikle Adıgey’de yaygın; araştırmada aktarılan verilere göre bölgedeki erkeklerin yüzde 17’sinden fazlasında bu soy hattına rastlanıyor. Diğer haplogrup ise Abhaz-Adıge dillerini konuşan topluluklarda, Adıgeler de dâhil olmak üzere, daha sık görülüyor. Adıgey’de incelenen erkeklerin yaklaşık yüzde 28’inde bu genetik soy hattı tespit edilmiş durumda.

Araştırmacılara göre bu sonuçlar, Çekups-2’deki kalıntıların baba soyları bakımından antik dönemde Doğu Karadeniz kıyılarında yaşayan yerli Kafkas topluluklarıyla bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. Bununla birlikte, günümüz topluluklarında görülen genetik benzerlikler tek başına doğrudan ve kesintisiz bir soy ilişkisini kanıtlamıyor.

Kafataslarındaki yaralar silahlı çatışma ihtimalini güçlendiriyor

Kafataslarının büyük ölçüde erkeklere ait olması, kemiklerde hem iyileşmiş hem de ölüm öncesinde oluşmuş travmaların bulunması, araştırmacıların toplu gömünün niteliğine ilişkin değerlendirmelerinde belirleyici oldu.

Bilim insanları, çukura gömülen kişilerin bir askerî birliğin üyeleri veya silahlı bir çatışmaya katılan kişiler olabileceğini düşünüyor. Ancak mevcut bulgular, bu kişilerin hangi çatışmada öldüklerini ya da kafataslarının neden ayrı olarak gömüldüğünü kesin biçimde ortaya koymuyor.

Genetik sonuçlar, baba soyları bakımından Doğu Karadeniz’in yerli Kafkas nüfuslarıyla bağlantılı bir topluluğa işaret ederken, anne soylarındaki çeşitlilik bu nüfusun oluşumunda farklı bölgelerden gelen grupların da rol oynamış olabileceğini gösteriyor.

Araştırma, antik dönemde Kuzeybatı Kafkasya ve Doğu Karadeniz çevresindeki toplulukların genetik yapısı ile nüfus hareketlerini anlamaya katkı sağlıyor.

Bölgedeki diğer antik buluntular da inceleniyor

Krasnodar bölgesi, antik yerleşimlere ilişkin önemli arkeolojik bulgular barındırıyor. Bunların en tanınmışlarından biri, antik Yunan dünyasının Kuzey Karadeniz kıyısındaki önemli merkezlerinden Fanagoria.

Araştırmacılar yakın zamanda Fanagoria’da MÖ 2. yüzyıla tarihlenen bir mezar odasında bulunan yetişkin bir erkek ve bir kadının DNA’sını da incelemişti. Genetik analizler, iki kişinin farklı nüfus kökenlerine sahip olduğunu ortaya koymuştu.

Çekups-2 buluntuları ile Fanagoria’daki kalıntılar, bölgenin antik çağ boyunca farklı toplulukların karşılaştığı ve nüfus hareketlerinin yaşandığı bir alan olduğunu gösteren araştırmalara yeni veriler ekliyor.

—

Kaynak: https://nplus1.ru/news/2026/09/28/skulls-from-chekups, 28/09/2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir