İbrahim SERBESTOĞLU
Giriş
satışların veya grupların, bir ülkelerde başka bir ülkede, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine, geçici veya sürekli yaşamak amacıyla gitmesine göç denir. Tarih boyunca insanların ekonomik, toplumsal ve siyasal sebeplerden dolayı göçleri arttı. Sanayileşme, sömürgecilik ve milli devlet-milli kültür bilincinin zirveye ulaşması XIX. yüzyılda, dünyanın her tarafında göç hareketlerine rastlamaktayız. Bu göçleri, ekonomik açıdan kıtalararası, ülkelerarası ve şehirlerarası yapılan gönüllülerin göçleri ve topraklarının işgal edilmesi sonucunda maddi ve manevi baskılara dayanamayan insanların zorunlu göçler olarak gruplandırılması mümkündür1.
Kırım Savaşı’ndan sonra Rusya, Kırım ve Kafkasya’da yaşayan Müslüman topluluklarını baskı, şiddet ve propaganda yoluyla Hıristiyanlaştırma, Ruslaştırmaya çalışmıştır. Rus hükümeti, İslav İttihadı Cemiyeti Müslüman halkın elindeki verimli arazileri alarak, buralara Rus, Alman, Rum ve Bulgar göçmenleri yerleştirmiş2; Müslüman halk ise Kerson, Poltova, Orlov, Kursk ve Kuban gibi iç bölgelerde göçmeye zorlanmıştır3.
Kırım ve Kafkasya’da yaşayan Müslümanlara Ruslarca dini ve kültürel baskılar yapılmaktaydı. Ruslar, işgal ettikleri gruplardaki Müslüman ve putperest halka yönelik Hıristiyanlık propagandası yapmıştır4. Bu düzenli Ruslar, nüfusa kayıt sırasında Müslüman çocuklarına Ortodoks olarak özgün yerlerde baskı yapıyorlardı. Ayrıca Müslüman çocuklara, Rus kültürünün hakimi olduğu okullarda okuma yaparak, Rusçayı ve Hıristiyanlığı öğretmeye çalışıyorlardı. Müslüman din adamlarının etkinliği baskılarla yok edilirken, Ortodoks misyonerlerin daha etkin kullanıma sunulmasına izin verilmemektedir5.
Rusların uyguladığı diğer bir baskı da Müslümanlardan ağır vergi toplama ve Müslümanlara yükleme. çeşitli maddi kayıpların karşılığında geriye kalanlardan vergi tahsil edilmekte, vergisini veremeyecek durumda olanların malına-mülküne el konulmaktaydı. Yapılan tüm adaletsizliklerin karşısında sessiz kalmak kaçınılmazdı. çünkü karşı gelmek yalnız karşı gelenin cezasıyla bitmiyor, toplu sürgünlere ve idamlara neden olabiliyor6.
Rusların, Kırım ve Kafkaslardaki Müslüman topluluklara yapılan baskıların sonucunda halk, Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kaldı. Buna karşılık Ruslar, Kırım ve Kafkasya’da ekonomik kayıplara uğramak için Canik gibi Karadeniz’e çevre sancak ve eyaletlerde yaşayan Rum ve Ermenileri Kafkasya’ya göçe teşvik etti. Ancak Rusya’ya göç eden bu gayrimüslimler beklediler huzur ve refahı Ruslarca iskân edildikleri yerde bulamayınca geri dönmek zorunda kaldılar7.
Bu kullanım amacı Kırım Savaşı sonrasında göçmenlerin geçici iskân mıntıkalarından biri olan Samsun’daki yaşamlarını ve daimi iskân bölgelerine gidişlerini, karşılaştıkları sorunları ve çözümlerini araştırmacılara sunulan yeni arşiv tasnifleri ortaya çıkmakta.
1. Kırım ve Kafkas Göçmenlerinin Yolculuğu
Ruslar, Kırım Savaşı’nda Kırım Tatarlarını müttefik devletlerle işbirliğiyle suçluyordu ve onlara farklı baskılar uyguluyor8. Bunun üzerine Gözleve’deki Türk kuvvetleri komutanı 14 Nisan 1856’da İstanbul’dan bölgesel göçü için izin talebinde bulunuldu9.
Kafkasya’da ise Ruslar, Kırım Savaşı’nda yaşanan yenilginin ezikliğini bastırmak istercesine bütün güçleriyle harekete geçti. Bölgedeki Müslüman köyleri Ruslarca yakılıp yıkıldı. Sohumkale’deki İngiliz konsolosu Dikson’a göre “Ruslar tarafından, yerlinin hiçbir yerinde izin verilmedi”10.
1861 yılında Kafkasya’yı ziyaret eden Rus çarı II. Alexander, işgalden vazgeçmek için bir heyete: “Ya gösterilecek ya da Türkiye’ye göç etmeyecek.” geldi11. 1864’te ise Müslüman toplulukların bir ay içinde Kafkasya’yı terk etmelerini istedi. Terk etmeyenlere karşı savaş esiri tedavisini yaygınlaştırdı12.
Rus çarının talimatı zaten başlamış olan göçü daha da hızlandırdı. deniz yolunu tercih etmeyen göçmenler için yeterli ulaşım aracı olmadığı gibi ulaşım fiyatları da yüksekti. Ulaşım için Fevaid-i Osmaniye, Tersane-i Amire, Tuna Kumpanyası, Bursa Şirketi ve Rus kumpanyasına ait vapurların yanında Türklere ait eski balıkçı tekneleri de kullanılıyordu. Rus organizasyonuna göre çerkezler, Türk tekne sahipleriyle doğrudan satış yapıyorlardı. Tekne, tekne sahiplerinin tonajları üzerinde insan teknesi tıka basa dolmaya başlayıp Karadeniz’e açılmaktaydı. Bu da deniz kazalarına davetiyeler çıkarılıyordu13. Pek çok göçmen yolculuk öncesinde bekleme kamplarında hastalanmıştı. Kış mevsiminde yolculuklar sırasında da açık ve çıplak durumdalardı ve sıkışık durumda seyahat ettikleri için bitkin düşmüşlerdi. Göçmenlerin pek çok ya yolculukları boyunca ölmüş ya da hastalıklı olarak Osmanlı topraklarına ulaşmıştı. Onun gemiden 5-10 ölüsü çıkartılıyordu14. Tüm bu zorluklar içinde yapılan deniz yolculuğu sırasında veya Osmanlı limanlarına vardıktan sonra tahminen 500.000 kişi hayatını kaybetmiştir15. Bununla birlikte sağ kalanlardan hasta olan göçmen Samsun iskelesine ulaşırken, Karadeniz sahillerine pek çok ceset vuruluyordu16. İstanbul’daki Rus elçisi İgnatiyef Petersburg’a rastlanan bir raporda “Düşmanlarımız mahvoluyor”, göçmenlerin yolculukları sırasında içinde bulunduğum ve vahim durumu özetleniyordu17.
Uzun ve aralıklı yolculukların sonucunda yüzbinlerce Kırım ve Kafkasyalı Osmanlı topraklarına ulaşıldı. Trabzon’a gelmeden önce doğrudan Samsun’a ulaşan göçmenlerin yanında, ardından daimi iskân bölgelerine gönderilmek üzere Samsun’a sevk edilen göçmenlere rastlanıyordu18.
Çeşitli yerlerdeki Osmanlı topraklarına ulaşan göçmenlerin sayısı her geçen gün artmaktaydı. Osmanlı Devleti, onun ne kadar Ruslarla göçler tuttuğu antlaşmalarını yapmışsa da bu boyutlarda bir göç hadisesini istemeyi, hatta beklemiyordu19. Osmanlı hükümetinin, Müslümanların mümkün olduğu kadar anavatanlarında kalmaları görüşündeydi. Ancak Rusların, Osmanlı Devleti karşısında uyguladığı yoğun baskı, göçlerin önünü alamamış ve göçmenleri kabul etmek zorunda kalmıştı. Petersburg’daki İngiliz sefiri Lord Napier, Rusların bölgedeki Müslümanları zorla göç ettirdiğini ve Osmanlı Devleti’nin göçmenleri kabul etme zorunluluğunu ifade ediyordu20.
2. Göçmenlerin Samsun’daki Yaşam Koşulları
2.1. Göçmenlerin Samsun’da Geçici İskânı
Kırım Savaşı sonrasında Samsun’a gelen göçmenler Canik sancağı21 dahilindeki kasaba ve köylerde, göçmen kamplarında ve kısa süreliğine çadırlarda iskân olunmaktaydı. Kaza anında ve köylerde iskân olunanların hepsi daimi statüde iskân edilen göçmenlerden mevcuttu. Bunların bir kısmı hava koşulları gereği daimi iskân yerlerine gönderilmeyi bekleyen göçmenlerdi. Örnek Ekim-Kasım 1860 ile 16 Şubat 1861 arasında Samsun’a gelen 3.010 göçmenden bir kısmı Canik Sancağı dahilinde iskân edilirken; kalanlar, geçici olarak Amasya Sancağı’na ve Rumeli’ye sevkedilmek üzere İstanbul’a gönderildiler22. Bununla birlikte Akçay, Terme ve Havza’nın köylerine muhtelif tarihlerde göçmen yerleştirilmiştir23.
Göçmenler, çarşambalarında iskân olunmak üzere önceleri kayıklarla naklediliyordu. Ancak göçmen taşıyan bazı kayıkların batması üzerine karayolunda devam edilmeye başlandı. Çarşamba’da Kumluk mevkiinde göçmenler için yerleştirilen önemli bir sorun, arazilerin tıkanmasıydı. Bu nedenle göçmenler arasında hastalık ve ölüm vakaları hükümette devam ederken, çarşamba bölgesindeki göçmenlerin uygun yerde bulununcaya kadar Kavak’ta geçici olarak iskân edilmelerini sağlandı. Kavak’ta geçici iskânlı göçmen kabilelerin reislerine mizaçlarına uygun boş arazi bulma talimatı verilince, onlarda bir takım zorluklardan sonra Ladik’te Akpınar dağının eteklerine yerleşmişler24. Ancak bu göçmenlerin iskânında devlete ait boş arazileri tapusuz olarak kullanan kişilerin muhalefetiyle karşılaşıldı. Aynı zamanda bu kişilerin siyasi birikimlerini kullanarak göçmen iskânını geciktirdikleri görüldü.
Göçmenlerin fazlalığı nedeniyle kaza ve köylere yerleştirilemeyenler; Kılıçdede, Kurupelit, Dereköy, Derbend ve Kumcağız’daki göçmen kamplarına kaydolanlar25. Ayrıca göçmenlerin sefaletten kurtulup, uygun yerleştirmeleri için bölgedeki önde gelen hanedan veya kişiler de arazide bağışlamaktaydılar. Örneğin Hazinedarzade Said Bey tarafından Kızılkoruluğu’na bağışlanan bir kısmı göçmen olarak saklandı26.
Samsun’a gelen göçmen sayısı o kadar fazlaydı ki Kılıçdede Dergâhı’nın kumsaldan çarşamba bölgesindeki Kabakum mevkiine kadar yaklaşık 80.000 göçmen açıkta toplanmıştı27. Daha sonra gelen göçmenler Giresun, ünye ve Sinop iskelelerine yönlendirilmeye çalışıldıysa da bundan olumlu sonuç alınamadı.
Geçici olarak farklı şekillerde iskân edilen göçmenlerin durumu genellikle mal sandığından ve Müslüman ahali tarafından karşılanıyordu28. Bununla birlikte, hükümetin harcamalarının artması üzerine Aralık 1863’te göçmenlere yardım yapılmasına yönelik ilanlar yayınlandı29. İlân sonrasında Tekfurdağı, Gelibolu, Kastamonu ve Çankırı sancaklarından Samsun’daki göçmenlere aynî ve nakdî yardımlar gönderildi30.
2.2. Göçmenlerin Barınma Sorunu
Göçmenlerin barınma sorunu göçmenlerde bulunan idari birimlerin mülkî emirlerine verilen talimat imzalanmaya çalışılmaya başlandı. Talimatta göçmenlerin birer ikişer hane olmak üzere köy ve kasabalara dağıtılarak masrafların yerli ahali tarafından karşılanması sağlanıyordu. Ayrıca miri ve metruk arazi ile sahipsiz hanelere göçmenler yerleştirilecek, tamir işlerinde yerli ahalinin desteği sağlanacaktı. Bununla birlikte, göçmenlerin ortakçılık ve iş yapmaları veya göçmenlere yardım için hazır bulunmaları bekleniyor.
Göçmenler münferiden iskân edilmelerine karşı çıkmak, kabile olarak bir arada iskân olmak istiyorlardı. Bu yatay yönde hükümet, miri ve metruk araziler üzerine her biri 250 kuruşu geçmeyecek şekilde otuzar kırkar hane yapılmasına karar verdi. Hanelerin kırsal arazisinin suyu ve havası göçmenlerin uyumu sağlayabileceği özelliklerde ücretsiz31. Masraflar öncelikle kaza insanlardan toplanacak iane ile karşılanacaktı. Eğer halktan yardımlar yeterli olmazsa açık hazine kapatılacaktı.
Göçmenler için yapılan evlerde dikkat edilecek bir husus da evin ebniye nizamnamesine uygun yapılmasıydı. Hükümet, Canik mutasarrıflığını nizamnamenin gösterdiğina dikkat etmesi için uyarmıştı32. Ancak Mert Irmağı civarındaki Müslüman göçmenlere ev yapımı için tahsis edilen Kumluk mevkiine arsa mülkiyeti ve bina ruhsatı olmadan 54 tane kulübe şeklinde kaçak ev yapıldı33. Otuz yıl boyunca yıkılmayan bu kaçak evler, II. Meşrutiyetin ilânı ile çıkartılan imar affı kapsamında yalnızca lisanslı tezkeresi harcı olarak yasal hale getirildi34.
Müslüman ahali göçmenlere yardımcı olmakla birlikte, sürekli olarak ekonomik yükün artması, tapusuz tercih edilmeleri orman ve meraların ellerinden alınıp göçmenlere verilme olasılığından dolayı çevrelerinde göçmenlerin iskânına karşı çıkmaları mümkün değildi. Ayrıca göçmenlerin özgürlükçü davranışlarından çekinmeleri bu karşı çıkışa etkendi. Hükümet, gelen şikayetler üzerine mahalli yöneticilerden bu tür sorunları kırma çaba göstermelerini istedi35.
2.3. Sağlık Sorunları
Gelen göçmenlerin yarıya yakın karahumması, tifüs ve çiçek gibi yaygın olarak yakalanmıştı. Hastalarla ilgilenenlere sirayet edildiklerinden Samsun’da halk ve görevliler ebeveynlerinden yakalanmaktan korkuyorlardı. Mekteb-i Funûn-i Tıbbiye’den doktor istenmesine rağmen bir doktora 4–5 bin hasta düşüşünden ve hastalık kapma korkusundan bölgeden ayrılmaya kimse yoktu36. Hükümet, 1864’ün Ocak ayındaki doktor talebine ancak Ağustos ayında Mahmud Yusuf Efendi’nin görevlendirilmesiyle cevap verebildi37. Doktorun karantinaya alındığı sırada Samsun’da karantina tabibi de vefat etti. Samsun karantinası için hükümet, 1.000 kuruş olan karantina doktoru maaşını ancak 2.000 kuruş çıkartıldığında doktor bulabildi38. Karantina dinlenmenin yokluğunda bir kısmı hasta göçmen Samsun’dan posta vapurlarıyla İstanbul’a gönderilip, Haydarpaşa’da karantinaya alındı39. Tüm çabalara 19 Mayıs 1864 günü Trabzon’daki İngiliz konsolosunun raporuna göre, Samsun’a yaklaşık 40.000 kişi indirilmiş ve 48 saat içinde 500 kadar göçmen ölmüştür40.
Mayıs 1864’ten Şubat 1865’e kadar Samsun’daki ölü sayısı 11.774’tür. Samsun’un 1864 Ağustosunda günde ortalama 15–16 kişi vefat ederken, sonraki tarihlerde bu sayı 2-|3’e düşmüştür. Kurupelit’te 30–40, Kılıçdede ve Terme’de 45–50, çarşamba’da da bu sayı 55 civarındadır41.
Samsun’da doktorların saklandığı ve hastaların fazla olması ölüm oranlarının yüksek olmasının birinci nedeni olarak görülebildiği belirtiliyor. Ölümlerin diğer bir nedeni Samsun’da iskân için yeterli arazi yokluğundan göçmenlerin bölümlerinin yerleştirilmesidir42.
Hükümet, daha sonra göçmenlerin sağlık koşullarının değişebileceğine yönelik bir hastane, çiftçiler aşı yapmak ve görmek için memur olarak görevlendirildi43. Hükümet, 1867 yılından itibaren Abaza kabilelerinin daha önce geldiği Trabzon, Canik ve Sinop’a İstanbul’daki hastanelerden birer doktor göndererek tedbiri önceden almaya çalıştı. Ayrıca bu doktorların Müslüman olup olmadıklarından daha uygun seçenekleri özellikle belirtti44.
2.4. Göçmenlere İaşe ve Giyecek Yardımı
Samsun’a gelen göçmenlerin çoğu aç ve çırılçıplak olup üzerlerinde setr-i avret edecek elbiseleri dahi yoktu45. Açlıktan düşmüş göçmenler arasında soğuklara dayanamayıp ölenler oldu. Bunun üzerine askeri depolardaki eski asker kıyafetleri Samsun’a gönderilerek göçmenlere dağıtıldı. Ayrıca Tophane dairelerinde çalışanlar da yeni elbiseler yaptırıp Canik ve Amasya’ya gönderdiler46. Samsun yerli ahalisinden yardımlarla gömlek ve hırka temin edilerek göçmenlere dağıtıldı47.
Göçmenlerin geçiş meselesine gelinceye kadar 1865 yılına kadar göçmen için yüzer dirhemden ortalama 12.000 kıyye ekmek pişiriliyordu. Yerli ahalinin ekmek tüketiminin göz önüne alma sıkıntısı çekilmemesi için Amasya ve çevre kazalarından ekmek tüketiminin karşılanma yoluna da gidiliyordu48. Ancak göçmen sayısında yaşanan artışla ekmek artışındaki artışın paralellik göstermemesi, memurların sorumsuzca durması49 ve bazı fırınların ölümleri ile yakalanma korkusuyla yanmalarını kapatmaları sonuç olarak ortaya çıkan bir takımın oluşması50. 1864’te yaşanan durum İtalyan Doktor Barozzi, “İnsanlar uzun süre bitkiler, bitkisel bitkiler ve ekmek kırıntılarıyla yetindiler.” sözleriyle ifade etmektedir51.
İaşe tedarikinde yaşanan sorunlardan biri de ekmeğin gramajının eksik olmasıydı. Fırıncılar, üç günde bir kaza meclisine çağrılıp, ekmeğin gramajı ve pişkinliği konusunda uyarılmaktaydı. Buna Kumcağız mevkiindeki göçmenler için ekmek üreten Bafralı üç fırıncının ekmekleri eksik gramajlı ortaya çıktı52. Bu konuda artırılıp, yolsuzluk yapanlara para cezası verildi.
1865 yılında yayınlanan talimatnamede ekmek ürünlerinin karşılanması sorununa da değinilmiştir. Ekmek ihtiyacının karşılanması için kaza meclislerinden bir kâtip ile göçmenlerden hoca veya ihtiyarlarca önce göçmenlerin sayısı tespit edilecek, daha sonra olgunlaşana kadar olanlara yüz dirhem, yukarısına da yarımşar kıyye ekmek verilecekti. Fırınlara yapılan ödemelerin liste aylık olarak tanzim edilmesi İstanbul’daki Muhacirin Komisyonu’na gönderilecekti53.
Göçmenlerin beklenenin üzerinde olmasından dolayı 1865 yılındaki talimatnamenin aktiflerine göre daimi iskân tarihi itibariyle üç yıllık geçmiş olanlar öşür vergisi ödemesi. Alınan bu vergi daha sonra gelen ve geçici olarak iskân edilen göçmenlere ekmeklik ve tohumluk ihtiyacını karşılamak üzere verilecektir.
Samsun’a gelen göçmenlerin yaşam koşullarının devam ettiği dönemde düzenli olarak sıcaklık ve sıcaklıklara yönelik bir takım devam ediyordu. Bu bağlamda 1860 yılında Canik mutasarrıflıkca liva meclis azası Numan Ağa göçmenlere yönelik yapılan çalışmalar hükümette görevlendirildiyse, bu görevlendirmeyi uygun bulmayıp merkezden görevlendirmeler yaptı. 1861’de Binbaşı Davud Efendi, 1863’te Salih Bey, 1864’te Yaver Efendi Canik sancağındaki vatandaşlık işlerinde görevli memurlardı54. İskân memurlarının suiistimalleri süresince yabancılara verilen arazilerin, 1869 yılında muhacirinnda talimatla belirtilen miktarda fazla veya eksik sözleşmeler için Anadolu dört bölgeden ayrılıp, ona bölgeye yeni memurlar gönderildi. Bu meyanda Trabzon sancağı, Canik Sancağı ve Lazistan sancağından sorumlu olarak Besim Efendi Trabzon vilayetine gönderildi. Besim Efendi, vilayet evinde ikamet edecek; Ancak gerek görmese kaza ve yaşamları dolaşacaktı55.
2.5. Göçmenler ve Samsun’da Asayiş
Samsun’a göçmen gelişiyle birlikte bir takımla ilgili sorunlar ortaya çıktı. İlk olarak iskân olunacakları mahalleye gitmek istemeyen göçmenlerle iskân olundukları halde bulundukları arazileri terk edip Samsun’a gelenler sokaklarda başıbozuk bir halde gezdiler. Parçalardan birkaçı bulunmaktaydı. Oysa iskânlı olunan göçmenlerin Osmanlı tabiiyetine geçtikleri için kadim Osmanlı tebaası gibi kanunlara uymaları gerekmiyordu. Kabile şeklinde yaşam tarzını Osmanlı seyri da devam ettiren göçmenler, vatan-ı asliyelerine döndüklerini belirten mürur tezkeresi ne olursa olsun, Sivas ve Konya gibi eyaletlerden Samsun’a kadar gelebiliyorlardı. Hükümet ise Anadolu’da iskân edilen göçmenlerin yerlerine izinsiz terk etmelerine mâni olunmasını, gerekirse tevkif edilirse uygun mahallere iskânlarının talimat talimatını veriyordu56. Talimata binaen iskân yerlerini terk etmiş olan göçmenler, misafir olarak birçok köye ve uygun mahallere dağıtıldılar. Ancak bu sorunlar dahi sorunları çözmedi. Bu defa da göçmenlerin yerli halkın malına-mülküne musallat olmaya başladılar. Asayişin sağlanamadığı bu süreçte Samsun’da yaklaşık 25.000 kişi, öküz veya davar göçmenlerce çalınmıştır57. Durumdan şikayetçi olan Müslüman halk yerel memurlara başvururken, Ermenilerin de Batılı konsoloslara başvurdukları görülmekteydi5.
Göçmenlerin silah taşımaları da asayiş bozukluğuna yol açıyordu. Silahın neredeyse çerkez göçmenlerinin bir parçasıydı. Hicri 1286 tarihli Trabzon vilayet salnamesi, çarşamba kazasındaki çerkez göçmenlerinin altı defa patlar tabanca ve tüfenk ve kama yapıp, Samsun ve denizde satıldıklarını belirtmektedir59. Silah taşıyan göçmenler, silah taşımaları için bedelsiz ikaz edilmişler; Ancak bundan vazgeçmekten vazgeçmişlerdir.
Osmanlı hükümeti, 1864 yılında Samsun’daki asayişin sürdürülmesi için Yüzbaşı Hüseyin Ağa’nın nezaretinde 20 zabıta ile üç teftiş zabitini durumu tahkik etmek ve göçmenleri kontrol merkezinde almak için Samsun’a gönderildi60. Ayrıca yapımına önceden başlanmış olup bitirilememiş kışın ödenerek ayrılarak hemen bitirilmesi ve IV. Ordu’ya bağlı buraya bir veya iki bölüğün konuşlandırılmasının da asayişinin gerçekleştirilmesinde etkili olabileceği üzerinde fikir beyanı sunuldu61. Hatta suçları sabit olanların cezalandırılmaları görevi de IV. Ordu’ya verildi. 1869 yılında göçmenlerin ölümü nedeniyle Trabzon’a gönderilen Besim Efendi’ye kabile reislerini kanunlara ve silah taşıma yasağına uymaları için ikaz etme görevi de verildi62.
Çerkez göçmenlerinin yaptığı yasadışı işlerden biri de kadın ve çocuk ticaretiydi. Örnek olarak İstanbul’da bir tüccardan saklanan beş çocukta saklanan çarşamba’da, Samsun’da, birinin de Trabzon’da olduğu tespit edilmiştir. Bu kişi yedi yaşında, biri dokuz yaşında olup amca, amcaoğlu ya da kardeşi gibi yakınları tarafından 2.750-3400 kuruş arasında satılmışlardır63. 1865 yılında Sadrazam, çerkezlerin bulunduğu yerlerin valilerini bu konuda önlem almaları için uyarmıştır. Ancak soruna hiçbir çözüm getirilmemiştir64.
3. Göçmenlerin Daimi İskân Yerlerine Nakledilmeleri
Geçici olarak Samsun’da bulunan göçmenler, kış mevsiminde bitiminde genellikle Ankara, Sivas, Konya, Erzurum, İzmid ve Amasya’ya sevk edilirken az da olsa Rumeli’ye de gönderilmişlerdir. İskân bölgelerine sevk edilen göçmenlerin ellerinde varsa pasaportları alınıyor65 ve isimlerinin yazılı bir deftere kaydolunup göçmen olduğu komisyonuna gönderiliyordu66.
Göçmenlerin Samsun’dan daimi iskânına kadar gidecekleri yolculukta rahatlarını temin etmek amacıyla kendilerine yardımcı olmak için hayvan tedarik ediliyor; dillerinde anlamadıkları bir ülkede, yolu bilmedikleri topraklara giden göçmenlere, örneğin mihmandarlar da bulunuyorlardı67. Ayrıca yolculuk süresince ihtiyaçların karşılanması için, 15 yaşında büyüklere iki kuruş, küçüklere ise bir kuruş yevmiye verilmişti68. Sevkıyat sırasında, kendisi gibi Müslüman ahali göçmenlere yardımcı olmaktaydı. Özellikle ahali Samsun-Amasya arasında nakliye işleri belirli bir ücret bedeli bedelleri halinde, belge içinde yer alan ekonomik sıkıntıdan ve muhacirlerin durumundan dolayı sonradan ücret talebinden vazgeçilmiştir69.
İskân edilecekleri bölümler gönderilecek olan göçmenler, zaman zaman iskân yerlerini beğenip ellerindeki iskân olunacakları yerleştirerek pusulaları yok edip, arzu ettikleri yönler, kuşak olarak topluca iskân edilebilecekleri arazi talep ediyorlardı70. Bu tür taleplerin çözümü de genellikle kabile reislerinin bizzat İstanbul’a gidip gelmesi, muhacirlerin komisyonu görüşmeleriyle görüşmeleri sağlanıyordu71. Bu görüşmeler sonucunda ortaya çıkan karar genellikle yerli ahaliye zarar vermedikçe, göçmenlerin istekleri iskân edilme şeklinde sonuçlanıyordu72.
Sonuç
Kırım Savaşı sonrasında Samsun’da iç göç ve dış göç olmak üzere iki yönlü hareket hareketi yaşanmaktaydı. Kırım ve Kafkasya’dan Rusya’nın baskıları sonucu Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalanlar ve Rusya’nın kışkırtması ile Osmanlı topraklarını terk ederek Rusya’ya göç eden binlerce gayri müslim tebaa bu göç hareketlerini oluşturur. Rusya’ya göç etmeyen gayrimüslim Osmanlı’nın genellikle işsiz taifesindendi. Bunlar Rusya’da tutulanları süre içerisinde aradıkları rahatlığı bulamayınca Osmanlı oranlarının geri dönüşü, eski topraklarına kaydolurlar.
Samsun’a gelen Müslüman göçmenler ise genellikle geçici olarak kazalarda, köylerde veya göçmen kamplarında iskân ediliyorlardı. Geçici iskânları süresinde göçmenlerin sağlık, iaşe, barınma ve giyecek işlemlerinin esasları özellikle yerli Müslüman ahalinin hizmetlerinden karşılandı. Bununla birlikte, zaman zaman yerli halkın çıkarlarının zedelenmesi, olası bulaşma olasılığı ve göçmenlerin agresif olabileceği dolayısıyla yerli halk ile göçmenler arasında sorunlar yaşanmıştır.
Kırım ve Kafkas göçmenlerinin Samsun’da çoğalması ve kuraklıkların kurutulmasına yönelik olumlu katkının yanında bölgesel yasadışı işlerin de yaygınlaşmasında olumsuz rolleri görülmektedir. İnsan ticareti, kaçakçılık, kaçak yapılaşma bunlardan bazılarıdır. Osmanlı hükûmetleri, çeşitli yöntemlerle çalışabiliyorsa da yerel yönetimlerin ihmali nedeniyle kaçak yapılaşmanın alınamamış olması, bu sorun ancak II. Meşrutiyetin ilânı gereği olarak değiştirilmiş imar affı ile sözde çözülebilmiştir.
Kaynakça
– Başbakanlık Osmanlı Arşivi
1. Sadaret Tasnifi
Sadaret Mühimme Kalemi Evrakı (A.MKT. MHM)
Sadaret Nezaret ve Devair Evrakı (A. MKT. NZD)
Sadaret Umum Vilayet Evrakı (A.MKT. UM)
2. İrade Tasnifi
İrade Hariciye (İ.HR)
İrade Meclis-i Mahsus (İ.MMS)
İrade Meclis-i Vala (İ.MVL)
3. Dahiliye Taşnifi
Dahiliye Muhaberat-i Umumiye İdaresi (DH.MUİ)
Dahiliye İdare
Salnâmeler
Trabzon Vilayet Salnâmesi H. 1286
Trabzon Vilayet Salnâmesi H. 1287
Araştırma Eserler
Bala, Mirza,”çerkesler”, İslam Ansiklopedisi, c.3, İstanbul 1993,s.375–386
Darkot, Besim, “Samsun”, İslam Ansiklopedisi, c.10, İstanbul 1993, s. 172–178
Doğanay, Hayati, Türkiye Beşerî Coğrafyası, Ankara 1994
Goç, Van P. Beynelmilel Usûl-i Temsîl İskân-i Muhâcirin, Mütercimi: Habil Adem, İstanbul 1334
Hızar, AH “ Kuzey Kafkas Türk Kültürü ve Yardımlaşma Derneği”, Türk Göçmen ve Mülteci Dernekleri Federasyonu, İstanbul 1962,s. 53–58
İpek, Nedim,“Canik Sancağı’nın Nüfusuna Dair Bir Değerlendirmesi”, Ondokuz Mayıs üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, S. 12/1, Samsun 1999,s. 29–45
İpek, Nedim, “Balkanlar’dan Rusya’ya Bulgar Göçü ve Geri Dönüş (1861- 1862)”, 60. Yılında İlim ve Fikir Adamı Prof. Dr. Kâzım Yaşar Kopraman’a Armağan, Yay. Haz: E. Semih Yalçın, Ankara 2003, s.396–411.
İpek, Nedim, “Kafkaslar’daki Nüfûs Hareketleri”, Türkiyat Mecmuası, c. XX, İstanbul 1997,s. 273–313
İpek, Nedim, “Kafkaslardan Anadolu’ya Göçler (1877–1900)”, Ondokuz Mayıs üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, S.6, Samsun 1991,s.97–134
Karpat, Kemal H.“ Avrupalı Egemenlikte Müslümanların Konumu çerkeslerin Sürgünü ve Suriye’deki İskânı”, çerkeslerin Sürgünü 21 Mayıs 1864 (Tebliğler, Belgeler, Makaleler), Ankara 2001,s.78-111
McCarthy, Justin, ölüm ve Sürgün Osmanlı Müslümanlarına Karşı Yürütülen Ulus Olarak Temizleme İşlemi 1821- 1922, çev: Bilge Umar, İstanbul 1998
Pinson, Marc, “Kırım Savaşı’ndan Sonra Osmanlılar Tarafından çerkeslerin Rumeli’ne İskanı”, çerkeslerin Sürgünü 21 Mayıs 1864 (Tebliğler, Belgeler, Makaleler), Ankara 2001,s. 52–77
Pinson, Mark, “Rusya Politikası ve Kırım Tatarlarının Osmanlı İmparatorluğu’na Göçü, 1854–1862”, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi, 1972/1, İstanbul 1972, s. 37–55
Pinson, Mark, “Rusya Politikası ve Kırım Tatarlarının Osmanlı İmparatorluğu’na Göçü, 1854–1862”, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi, 1973–74/ 2–3, İstanbul 1974, s. 101–114.
Saydam, Abdullah, Kırım ve Kafkas Göçleri (1856–1876), Ankara 1997
Saydam, Abdullah, “Kafkasya’dan Göçler ve Suçlar ve Osmanlı Yerleşim Politikası (1856-1876)”, Büyük Osmanlı-Türk Medeniyeti, cilt: II, Editör: Kemal Çiçek, Ankara 2000, s. 584–593
Tulum, Cahit, “ 1864 Göçü ile İlgili Bazı Belgeler”, çerkeslerin Sürgünü 21 Mayıs 1864 ( Tebliğler, Belgeler, Makaleler), Ankara 2001,s.7–51
Vozgrin, Valeri, “Çarlık Zamanında Kırım’da Türk Milli Hareketi”, Türkler, c. 18, Ankara 2002,s. 471–484
_________________________
Kaynak: http://www.samsun.bel.tr/kulturwebsite/samsem2006/doc/006.doc
